Turkish wbw translation for Al-Baqarah ayah 282

Translation progress
88%

Word list with translation

Word# Text Uthmani En translation Turkish Translation
1 يَٰٓأَيُّهَا O you ey
2 ٱلَّذِينَ those who(believe) kimseler
3 ءَامَنُوٓاْ believe iman eden(ler)
4 إِذَا When zaman
5 تَدَايَنتُم you contract with one another birbirinize verdiğiniz
6 بِدَيۡنٍ any debt borç
7 إِلَىٰٓ for kadar
8 أَجَلٖ a term süreye
9 مُّسَمّٗى fixed belirli bir
10 فَٱكۡتُبُوهُۚ then write it onu yazın
11 وَلۡيَكۡتُب And let write ve yazsın
12 بَّيۡنَكُمۡ between you aranızda
13 كَاتِبُۢ a scribe bir yazıcı
14 بِٱلۡعَدۡلِۚ in justice adaletle
15 وَلَا And not kaçınmasın (yazsın)
16 يَأۡبَ (should) refuse Missing translation
17 كَاتِبٌ a scribe yazıcı
18 أَن that yazmaktan
19 يَكۡتُبَ he writes Missing translation
20 كَمَا as şekilde
21 عَلَّمَهُ (has) taught him kendisine öğrettiği
22 ٱللَّهُۚ Allah Allah'ın
23 فَلۡيَكۡتُبۡ So let him write yazdırsın
24 وَلۡيُمۡلِلِ and let dictate yazdırsın
25 ٱلَّذِي the one kimse
26 عَلَيۡهِ on whom üzerinde
27 ٱلۡحَقُّ (is) the right hak olan (borçlu)
28 وَلۡيَتَّقِ and let him fear korksun
29 ٱللَّهَ Allah Allah'tan
30 رَبَّهُۥ his Lord Rabbi olan
31 وَلَا and (let him) not eksik etmesin
32 يَبۡخَسۡ diminish Missing translation
33 مِنۡهُ from it ondan (borcundan)
34 شَيۡـٔٗاۚ anything hiçbir şeyi
35 فَإِن Then if eğer
36 كَانَ is ise
37 ٱلَّذِي the one kimse
38 عَلَيۡهِ on him borçlu olan
39 ٱلۡحَقُّ (is) the right Missing translation
40 سَفِيهًا (of) limited understanding aklı ermez
41 أَوۡ or yahut
42 ضَعِيفًا weak zayıf
43 أَوۡ or ya da
44 لَا not güç yetiremiyecek
45 يَسۡتَطِيعُ capable Missing translation
46 أَن that kendisi yazdırmaya
47 يُمِلَّ (can) dictate Missing translation
48 هُوَ he o
49 فَلۡيُمۡلِلۡ then let dictate yazdırsın
50 وَلِيُّهُۥ his guardian onun velisi
51 بِٱلۡعَدۡلِۚ with justice adaletle
52 وَٱسۡتَشۡهِدُواْ And call for evidence şahid tutun
53 شَهِيدَيۡنِ two witnesses iki şahidi
54 مِن among erkeklerinizden
55 رِّجَالِكُمۡۖ your men Missing translation
56 فَإِن And if eğer
57 لَّمۡ not yoksa
58 يَكُونَا there are Missing translation
59 رَجُلَيۡنِ two men iki erkek
60 فَرَجُلٞ then one man (o zaman) bir erkek
61 وَٱمۡرَأَتَانِ and two women iki kadın
62 مِمَّن of whom kimse
63 تَرۡضَوۡنَ you agree razı olduğunuz
64 مِنَ of şahidlerden
65 ٱلشُّهَدَآءِ [the] witnesses Missing translation
66 أَن (so) that (if) ta ki
67 تَضِلَّ [she] errs şaşırırsa
68 إِحۡدَىٰهُمَا one of the two kadınlardan biri
69 فَتُذَكِّرَ then will remind hatırlatması için
70 إِحۡدَىٰهُمَا one of the two biri
71 ٱلۡأُخۡرَىٰۚ the other diğerine
72 وَلَا And not kaçınmasınlar
73 يَأۡبَ (should) refuse Missing translation
74 ٱلشُّهَدَآءُ the witnesses şahidler
75 إِذَا when zaman
76 مَا that bir şeye
77 دُعُواْۚ they are called çağrıldıkları
78 وَلَا And not üşenmeyin
79 تَسۡـَٔمُوٓاْ (be) weary Missing translation
80 أَن that yazmaktan
81 تَكۡتُبُوهُ you write it Missing translation
82 صَغِيرًا small az olsun
83 أَوۡ or veya
84 كَبِيرًا large çok olsun
85 إِلَىٰٓ for kadar
86 أَجَلِهِۦۚ its term onu süresine
87 ذَٰلِكُمۡ That bu
88 أَقۡسَطُ (is) more just daha adaletli
89 عِندَ near katında
90 ٱللَّهِ Allah Allah
91 وَأَقۡوَمُ and more upright ve daha sağlam
92 لِلشَّهَٰدَةِ for evidence şahidlik için
93 وَأَدۡنَىٰٓ and nearer ve daha elverişlidir
94 أَلَّا that not kuşkulanmamanız için
95 تَرۡتَابُوٓاْ you (have) doubt Missing translation
96 إِلَّآ except ancak
97 أَن that olursa
98 تَكُونَ be Missing translation
99 تِجَٰرَةً a transaction ticaret
100 حَاضِرَةٗ present peşin
101 تُدِيرُونَهَا you carry out hemen alıp vereceğiniz
102 بَيۡنَكُمۡ among you aranızda
103 فَلَيۡسَ then not yoktur
104 عَلَيۡكُمۡ on you üzerinize
105 جُنَاحٌ any sin bir günah
106 أَلَّا that not ötürü
107 تَكۡتُبُوهَاۗ you write it onu yazmamanızdan
108 وَأَشۡهِدُوٓاْ And take witness ve şahid tutun
109 إِذَا when zaman da
110 تَبَايَعۡتُمۡۚ you make commercial transaction alışveriş yaptığınız
111 وَلَا And not asla zarar verilmesin
112 يُضَآرَّ (should) be harmed Missing translation
113 كَاتِبٞ (the) scribe yazana da
114 وَلَا and not ve
115 شَهِيدٞۚ (the) witness şahide de
116 وَإِن and if eğer
117 تَفۡعَلُواْ you do (bir zarar) yaparsanız
118 فَإِنَّهُۥ then indeed it şüphesiz
119 فُسُوقُۢ (is) sinful conduct kötülük olur
120 بِكُمۡۗ for you kendinize
121 وَٱتَّقُواْ and fear korkun
122 ٱللَّهَۖ Allah Allah'tan
123 وَيُعَلِّمُكُمُ And teaches ve size öğretiyor
124 ٱللَّهُۗ Allah Allah
125 وَٱللَّهُ And Allah Allah
126 بِكُلِّ of every her
127 شَيۡءٍ thing şeyi
128 عَلِيمٞ (is) All-Knower bilir
129 ٢٨٢ (282) Missing translation